Çocukluk dönemi, bireyin dünyayı keşfettiği, sosyal bağlar kurduğu ve fiziksel becerilerini geliştirdiği en kritik evredir. Bu evrenin en önemli sahnesi olan oyun parkları, sadece birer eğlence alanı değil, aynı zamanda toplumun her kesimini bir araya getiren birer sosyalleşme merkezidir. Ancak bu alanların gerçek anlamda işlevsel olabilmesi için, "her çocuk için erişilebilirlik" ilkesiyle tasarlanması hayati önem taşır. Engelli dostu yaklaşımlar, fiziksel veya zihinsel kısıtlamaları olan çocukların akranlarıyla eşit şartlarda oyunun bir parçası olmasını sağlayarak toplumsal adaletin ve kapsayıcılığın en somut örneğini oluşturur.